top of page

Egzama Hakkında Bilim Ne Söylüyor? Gerçek Deneyimler Bize Ne Öğretiyor?

Ben bir dermatolog değilim.


Ben bir yüz yogası eğitmeniyim.


Ama eğitimlerimde insanların sadece yüz kaslarıyla değil; ciltleriyle, özgüvenleriyle ve yaşam kalitelerini etkileyen birçok sorunla mücadele ettiğine de tanık oluyorum.


Mesleğimin bana verdiği en güzel şeylerden biri, bazen kendi uzmanlık alanımın ötesinde bile olsa, bir insanın hayatına küçük de olsa fayda sağlayabilmek. İşte bu duygu benim için her şeyden değerli.


Son aylarda en çok karşıma çıkan konulardan biri egzama oldu.


Bu kez farklı bir yol izlemek istedim.

Sadece bilimsel yayınları okumakla yetinmedim. Egzamayla yıllardır yaşayan, her gün bununla mücadele eden insanların gerçek deneyimlerini de dinlemek istedim.


Women's Club'da tek bir soru sordum.

Ve yüzlerce satır cevap geldi... Her satırın ardında yılların deneyimi, arayışı, umudu ve mücadelesi vardı.

Bir kez daha gördüm ki biz kadınlar birbirimize güç olmayı gerçekten çok iyi biliyoruz.

Dünyanın neresinde olursak olalım, biri "Ben bunu yaşıyorum." dediğinde, başka bir kadın "Ben de yaşadım, belki bu sana iyi gelir." diyerek elini uzatıyor.


Bu yazı; bilimsel araştırmaların söyledikleriyle, gerçek hayatın anlattıklarını aynı yerde buluşturuyor.


Öncelikle Women's Club ailesine ve deneyimlerini bu kadar içtenlikle paylaşan herkese gönülden teşekkür ederim.


Şimdi gelin, egzama hakkında bugüne kadar bilim dünyasının neler bildiğine ve gerçek yaşam deneyimlerinin bize neler öğrettiğine birlikte bakalım.


Bilim Bugün Egzama Hakkında Ne Söylüyor?


Egzama; ciltte kuruluk, kaşıntı, kızarıklık ve zaman zaman çatlaklara neden olabilen kronik inflamatuar (iltihaplanma ile seyreden) bir cilt hastalığıdır. En sık görülen türü atopik dermatittir ve belirtiler özellikle dirsek içleri, diz arkaları, bilekler, eller ve bazen yüzde görülebilir.


Cilt bariyeri neden bu kadar önemli?

Son yıllarda yapılan araştırmaların en çok odaklandığı konulardan biri cilt bariyeri oldu.

Cilt bariyerini, cildimizin görünmez koruyucu kalkanı gibi düşünebiliriz. Sağlıklı bir cilt bariyeri nemi içeride tutarken, dışarıdan gelen tahriş edici maddelere karşı da koruma sağlar. Egzamada ise bu koruyucu yapı zayıflar. Sonuç olarak cilt daha fazla su kaybeder, kurur, çatlar ve dış etkenlere karşı daha hassas hale gelir.

Bu nedenle günümüzde egzama tedavisinde yalnızca kaşıntıyı azaltmak değil, cilt bariyerini korumak ve güçlendirmek de temel hedeflerden biri olarak kabul edilmektedir.


Egzama neden ortaya çıkar?

Bilimsel çalışmalar, egzamanın tek bir nedene bağlı olmadığını gösteriyor. Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi, çevresel faktörler ve yaşam tarzı birlikte rol oynayabiliyor.

Stres, soğuk ve kuru hava, bazı alerjenler, deterjanlar, parfümler, cilt bakım ürünleri ve bazı gıdalar kişiden kişiye değişen tetikleyiciler arasında yer alabiliyor. Bu nedenle herkese iyi gelen tek bir yöntemden söz etmek mümkün değil.


Tedavide hangi noktadayız?

Bugün için egzamanın kesin bir tedavisi bulunmuyor. Ancak bu, hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor.


Son yıllarda cilt bariyeri, bağışıklık sistemi ve hastalığın oluşum mekanizmaları çok daha iyi anlaşılmaya başlandı. Bunun sonucunda özellikle orta ve ağır vakalarda kullanılan biyolojik ilaçlar ve JAK inhibitörleri (iltihap ve kaşıntıyı azaltmayı hedefleyen yeni nesil ilaçlar) gibi yeni nesil tedaviler geliştirildi. Bu tedaviler, bağışıklık sistemindeki belirli mekanizmaları hedef alıyor ve uygun hastalarda yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabiliyor. Ancak bu ilaçlar mutlaka dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeli ve kişiye özel planlanmalıdır.


Bunun yanında bilimsel çalışmalar; düzenli nemlendirme, cilt bariyerini destekleyen ürünlerin kullanılması, tahriş edici içeriklerden kaçınılması ve kişisel tetikleyicilerin belirlenmesinin, egzama yönetiminin temelini oluşturduğunu vurguluyor.


Bu araştırmaları okurken beni en çok düşündüren nokta ise yüz yogası açısından bunun ne anlama geldiği oldu.


Bir yüz yogası eğitmeni olarak bu araştırmalardan çıkardığım en önemli sonuç şu:

Egzamalı veya cilt bariyeri zayıflamış bir ciltte amaç, cildi zorlamak değil korumaktır. Alevlenme dönemlerinde uygulamaya ara vermek, cildi tahriş etmeyecek uygun bir kayganlaştırıcı kullanmak ve masajı nazik bir şekilde yapmak, cilde gereksiz yük bindirmemek açısından önemlidir.


Bilim bize cilt bariyerinin neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyor. Sizlerden gelen onlarca yorum ise bunun günlük hayatta nasıl karşılık bulduğunu gösteriyor.


İlginç olan şu ki bilim, "herkesin tetikleyicisi farklıdır" diyor. Women's Club'dan gelen yorumlarda da tam olarak bunu gördüm.


Araştırmalar stresin önemli bir tetikleyici olabileceğini söylüyor. Sizlerden gelen yorumlarda da en sık karşıma çıkan ortak nokta buydu. Bunun yanında en çok dikkat çeken diğer başlıklar ise şunlardı:


  • Stres (en çok tekrar edilen konu)

  • Beslenme (özellikle gluten, süt ürünleri, domates, baharatlar gibi kişisel tetikleyiciler)

  • Bağırsak mikrobiyotası ve bağırsak-cilt ilişkisi

  • Cilt bariyerinin güçlendirilmesi (nemlendirme, doğru temizleyiciler, prebiyotik içerikler)

  • Kortizonun yeri (atak dönemlerinde etkili ama uzun süreli çözüm olmadığı)

  • Genetik yatkınlık

  • Kişiye özel tetikleyicileri keşfetmenin önemi

  • Psikolojik yük ve duygusal stresin etkisi


Sonuç;


Bu yazıyı hazırlarken bir kez daha gördüm ki;

bilim yol gösteriyor, deneyimler ise o yolu aydınlatıyor.

Birine iyi gelen, diğerine iyi gelmeyebiliyor.

Bu yüzden en değerli adım; bedeninizi tanımak, tetikleyicilerinizi keşfetmek ve doktorunuzun önerileriyle birlikte size iyi gelen alışkanlıkları sabırla oluşturmaktır.

Belki de iyileşme yolculuğunun ilk adımı tam olarak burada başlıyor.


Bu yüzden birbirimizin deneyimlerini dinlemek, en az bilimsel araştırmalar kadar kıymetli. Çünkü bazen umut, tam da başka birinin "Ben de aynı yoldan geçtim." cümlesinde saklı olabiliyor.


Sevgiler,

Ferda 🌿

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page